insanları, tekyönleriyle yüceltmek gibi bir zaafım var. mesela suzan sarı, beni kutbum baudrillard'la tanıştıran kişi olarak, sonsuza kadar sevdiğimiz bir ablamızdır. cemal safi, taşıyan'ın seslendirdiği şiirleri yazdığı için, eren safi ise sırf onun yeğeni olduğu için benim gözümde kıraldır. Bu tekyön meselesi üzerine hiç düşünmedim. rastgele yazıcam. tek bir iyilik ettiği için bütün günahları affolan çok kişi tanıyorum.
ahmet güntan da, bir yazının ortasında, siz kimsiniz lan vicdansızlar gibi bir şey söyleyerek, kalbimizi fethetmiştir. bu ismi ne zaman duysam, siz kimsiniz lan vicdansızlar diye ayağa fırlayan bi adam canlanıyor gözümde. ben de keşke birinin hayatına böyle girsem. siz kimsiniz lan vicdansızlar deyip otobüsün dur tuşuna ayak baş barmağımla bassam. gül abus semerci öyküsü gibi oldu hee. bak o ablayı da sırf sike sik dediği için severiz.
DARK SIDE OF THE AHMET GUNTAN
Ahmet güntan, kalbimizdeki yerine yakışmayan şeyler yaptı. Gündeliğin nevrotik samplinglerini, canımızdır konseptiyle savunmasını geçtim. Ama Bakunin gibi mübarek bi adamın adı karıştırılarak, şikeyle elde edilen şampiyonluğun, banka soymaya benzetilmesi, literatürüsajyonun geldiği son nokta olsa gerek. Ulan o zaman, nasılsa banka kurmak kadar kötü değil diye, önümüze geleni sikelim ? Bu mu vicdan.
İŞİN İLGİNÇ YANI BÜTÜN BUNLARIN FOTOĞRAFLI DİNGİLLİ YAZIYLA HİÇBİR İLGİSİ YOK
Bi kere benim öfkeyle möfkeyle bi fotoğraf koyup altına dingil dediğimi düşünmek hakketen fantastik. İkincisi, fotoğraftakileri herkes görür görmez tanıyormuş gibi bir önkabul biraz kibir olmuyor mu. millet ne bilsin ya hu fotoğraftakilerin kim olduğunu. İnanın ben bile emin değildim kim olduklarından. Google görsellere melek arslanbenzer yazdım bu çıktı :) işte güntanın blogunda bu konuyla ilgili yorum yazan dallamaların anllllamadıkları en kritik yer. Şey Dergi çıktığında, ya da daha önceleri heves dergisine filan yabancı, kendilerine yerli diyen bu dallamaların, fotoğraftaki gibi bir manzaraya ise hiçbir itirazları yok. Ben evet yabancıyım bilader böyle bi manzaraya. Yıllardır oralı buralı şuralı ayağıyla milleti kandıran bu küskükler , 400 liraya psikodrama yapıyor. Psikodrama ne lan? Psikodramaya da yabancıyım a.k. Milletin zor bela yürüttüğü sikindirik bi yaşamdan niye sürekli majid majidi vâri kesitler apartarak bunların samplingini üretip hayvanlar gibi sömürüyorsunuz ? Bizim dibine kadar yaşadığımız şeyleri, siz arabesk.mp3 formatında şiire çeviriyorsunuz diye size minnettar mı olmamız lazım lan? mp3 kağıtta olmaz. ben aralıksız 17 saat tüdanya dinliyorum günde. niye dalga geçer gibi müslüm gürsesi ortaya çıkarıyorsunuz.
NASIL DİNGİL OLDUM ?
nedense asıl konuyu bırakıp herkes dingil lafına takılmış. taaam dingil benim. amaa soruya cevap verin.
halkın böyle bir pratiği var mı dedim. bu sorunun altında kalacaksınız. çünkü halkın olmayan ne kadaar pratik varsa, hepsi sizde.
BU MİLLETİN İKİ TANE AHMET ABİSİ VARDIR. BİRİ TEKELCİ AHMET DİĞERİ AHMEDİNEJAT.
Ahmet Güntan, Allah razı olsun sayfama binlerce adam göndermişsin. Ama hiçbir zaman, Mine Tugay kadar adam gönderemezsin. Mine Tugay, doğrudan benim, dolaylı olarak da beni tanıyanların kaderini değiştiren, bir reklam beauty'sidir. Fluxus aurelius'a twitter'da link vererek onu "fluxus sevenlere eğlencelik" olarak tanıtmıştır. Keyif bağışlama ritüeli bir nevi. Bu tokadı ben yediysem, hepiniz de yiyeceksiniz Ahmet abi.
SON OLARAK
Eleştiri kabul etmekle övünmek eskisi kadar kulağa hoş gelmiyor be abi. Üstelik, ben niçin size, bağlamı, niyeti vesairesi belirli olan bir yazın türü olarak bir eleştiri üretmek zorunda oliyim ? böyle bir şeyi bizden bekleyemezsiniz.
DAHA DA SON OLARAK,
Bu blogda yıllardan beri süregelen yardırılardan alınması gereken asıl kişiler eş durumundan şairliğe atanan sosyolog psikolog tiplerdir. Ahmet güntan'a bi lafımız yok. Ötekilerin ise, ettikleri küfürler de, fenerlilikleri de arabeskçilikleri de yalan.
not: önümüzdeki hafta içi görüşebiliriz. esentürk aracılığıyla haberleşelim.